10.10.2009 Tag der Bildung

Gemeinsame Pressemitteilung der Föderation Türkischer Elternvereine in Deutschland und der Türkischen Gemeinde in Deutschland

In Deutschland leben rund 2,9 Millionen Menschen mit türkischem Migrationshintergrund. Gegenwärtig besuchen mehr als 400.000 Schüler/innen mit türkischem Pass die allgemeinbildende Schule. Acht Prozent aller Jugendlichen in Deutschland verlassen die Schule ohne Abschluss. Unter Jugendlichen türkischer Herkunft liegt die Quote mehr als doppelt so hoch: Jeder Fünfte bricht die Schule ohne Abschluss ab. Dabei verschlechtert sich die Ausbildungssituation dieser Jugendlichen weiter: 40 Prozent machen keine Berufsausbildung.

Kenan Kolat, Vorsitzender der Türkischen Gemeinde in Deutschland (TGD), erklärt: „Die Erziehungs-, Bildungs- und außerschulischen Probleme Kinder und Jugendlicher mit Migrationshintergrund gehören immer noch zu den vordringlichsten gesamtgesellschaftlichen Aufgaben Deutschlands.

“„Für eine gleichberechtigte Partizipation müssen nicht nur die Bildungseinrichtungen interkulturell geöffnet werden, sondern gleichzeitig die Erziehungsverantwortung der Eltern gefordert und unterstützt werden“ erklärt Frau Berrin Alpbek, Bundesvorsitzende der Föderation Türkischer Elternvereine in Deutschland.

In Workshops und Wochenendseminaren werden türkischstämmige Eltern über das deutsche Schulsystem sowie ihre Mitwirkungsmöglichkeiten, Rechte und Pflichten aufgeklärt. Ferner werden sie in die Lage versetzt als „Bildungsbotschafter/innen “ andere Eltern in ihrer Region zu unterstützen.

„Wir möchten einen Beitrag zur Verbesserung der Berufs- und Bildungschancen der nächsten Generationen leisten“, so Kenan Kolat.

Die Türkische Gemeinde in Deutschland und die Föderation Türkischer Elternvereine riefen den 10.10 zum Tag der Bildung aus. Jedes Jahr wollen sie an diesem Tag Veranstaltungen zu Bildungsfragen durchführen.

Ansprechpartnerin: Deniz Seyhun (Projektleiterin MOQA)
Tel.: 030 21 00 38 13 – E-Mail: deniz.seyhun@tgd.de
10.10.2009 Eğitim Günü ilan edildi

Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu, Almanya Türk Toplumu (TGD) ile birlikte 10.10.2009 tarihini “Eğitim Günü“ olarak ilan etti. Her yılın aynı gününde eğitim konusundaki sorulara yönelik etkinlikler düzenlemeyi hedefleyen FÖTED ve TGD, 10.10.2009 tarihinde Berlin’deki Türk Evi’nde MOQA Projesi dahilinde bir Veli Forumu düzenlediler.
Çok sayıda konuğun katılımı ile gerçekleşen bu ilk etkinlikte Schule ohne Rassismus Projesi Müdürü Sanem Kleff ve Duisburg Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Emel Huber ‘in “ Bilgi Güç’tür” , “Çocukların Dil Edinimi Ve Okul Başarısında Ebeveynin Rolü” hakkında yapmış oldukları konuşmalar, 4 ayrı konuda Çalıştay’lar, velilere yönelik bilgilendirme reyonları , Almanya Türk Toplumu (TGD) ve Berlin – Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) ve Berlin Türk Veliler Birligi´nin(TEVBB) projelerinin tanıtımları yer aldı.
Genel Baskan Berrin Alpbek’ in MOQA VeliForumu’nda yapmıs oldugu selamlama konusması:

Sayın Eğitim Müşavirimiz Ali Can Bey,Değerli Anne-Babalar,sizleri Almanya Veli Dernekleri Federasyonu adına sevgi ve saygı ile selamlıyorum.Son zamanlarda özellikle anne ve babaların saygıya ve sevgiye çok ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Özellikle bu anne-babalar bizler gibi göçmen kökenliyseler.Almanya´nın eğitim sistemlerinin başarısızlığı uluslararası araştırmalarla da kanıtlanınca siyasetçiler kendilerine bir suç ortağı hatta kimilerine göre tek suçluyu buldular.

Evet doğru tahmin ediyorsunuz. Göçmen kökenli çocuklar ve bu çocukları iyi yetiştiremeyen göçmen kökenli anne-babalar. Yani bizler suçluyuz.
Göçmen anne-babalar almanca bilmez, bilse de uyum sağlamak istemedikleri içinçocukları ile Almanca konuşmazlar, hatta çocukları ile hiç konuşmazlar ve ilgilenmezler, çağdas eğitim yöntemlerini ise hiç bilmezler, Okul sistemini hiç tanımazlar, okulun tüm çabalarına rağmen okula hiç uğramazlar,çocuklarına kısa yoldan para kazanmayı tavsiye ederler ve meslek eğitiminin gereksiz olduğunu söylerler.
Evet abarttığımı mı düşünüyorsunuz. Hayır ne yazik ki şu anda kamuoyunda ki görüntümüz bu.
Peki bunların hepsi uydurma mı? Tabii ki değil. Gerçek her zaman ki gibi ortada bir yerde.
Yalnız bence bir gerçek var o da bu ülkede başarının tesadüf olmadığıdır.
Hele hele Almanya´daki gibi eğitim sistemleri ile özellikle göçmen çocukları açısından hiç tesadüfe yer yoktur. Eğitim sisteminde fırsat eşitliği diye bir sey olduğu söylense de doğru değildir ve son derece eleyici bir sistemdir. Uzmanlarımız sanıyorum bu konulara da değinecekler.
Peki bunları tespit ettik ne yapacağız? Oturup halimize mi yanacağız.
Hayır hepimiz bu yüzden buradayız. Almaya´da herşeyin okulu vardır ama ana-baba okulu nedense yoktur.
Çesitli yerlerde göçmen anne-babalar için kurslar düzenlenmektedir. Yakında bu kurslara katılmamıs göçmen anne-baba kalmayacak umarım.
Uzun lafın kısası bir Cumartesi günümüzü ayırıp buraya geldik.
Kendi çocuklarımızı veya sosyal bir damarımız oldugu için diğer çocukları da tüm olumsuzluklara rağmen nasıl destekleyebiliriz sorusuna hep birlikte yanıt arayacağız.
Bıkmak, yılmak yok. Biliyorsunuz anne-baba olmanın ilk kuralı sabırdır!Evet tekrar hoşgeldiniz ! Kolay gelsin!!!!!!!!!!
Prof. Dr. Emel Huber (Uni Duisburg Essen)’in yapmıs oldugu giris konusmasının ana hatları:

Çocukların okul basarısında aile ve çevrenin etkisi:
• Her ana baba çocuklarının mutlu insanlar olmasını ister.
• Insanların mutlulugunu saglayan etmenlerden bir tanesi basarılı olmaktır.
• Hayatta basarılı olmayı saglayan etmenlerden bir tanesi okul basarısıdır.
• Okulda basarılı olmayı saglayan etmenlerden bir tanesi ögrenmeyi basarmaktır.
• Ögrenmek için yüksek dil edinci gerekir.
• Yüksek dil edincine ulasmak için bildirisim edinci gerekir.
• Bildirisim edincinin yüksek olmas demek, uygun dil degiskesi kullanarak duruma uygundavranabilmek, yani sözedimlere egemen olmak demektir; bu da aile bildirisimi veokumayla saglanır.
• Ögrenmek için ayrıca ögrenmeyi istemek, ögrenebilecegine inanmak yani özgüveniolmak gerekir.
• Bütün bunlar aile içinde edinilir, toplumsal çevre içinde ve okulda gelistirilir.
• Ana babalar eti senin kemigi benim diye çocuklarının sorumluluklarını baskalarınavermemeli, etiyle kemigiyle ve asıl da beyniyle çocuklarına sahip çıkmalıdır.